SÖZCÜKTE ANLAM

Sözcükte Anlam

 

Sözcük Nedir?

Sözcük : Bir kavram birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.

Sözcüklerin Anlam Açılımları

Temel Anlam : İlk Anlam (Temel Anlam)

Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :

ü       Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam)

ü       Şişenin boğazı kırılmış.

ü       Çanakkale Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.

ü       Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu.

ü       Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.

 Bir sözcüğe temel anlamının dışında yeni yeni anlamlar yükledikçe anlamının da derece derece soyutlaştığı görülür. Örnek :

ü       Törende, Kurdeleyi köyün muhtarı kesti.             (Somut temel anlam)

ü       Patates doğrarken parmağını kesti                     (Somut yan anlam)

ü       Oyun kağıdını ortadan kesti.                              (Somut yan anlam)

ü       Onunla olan bütün ilişkisini kesti.                       (Soyut mecaz anlam)

Bir sözcük tek başına kullanıldığında temel anlamını korur. Ancak cümle içinde temel anlamından uzaklaşabilir. Örnek :

"Kaçmak" sözcüğünün temel anlamı "bir yerden gizlice ve çabucak uzaklaşmak"tır.

ü       "Ben çalışmaktan hiçbir zaman kaçmam." cümlesinde temel anlamından uzaklaşmıştır.

Sözcüklerin Temel Anlamlarıyla İlgili Dikkat Edilecek Noktalar :

Temel anlamı somut olan sözcükler, öncelikle somut ve mecaz anlamlar kazanır. Örnek :

"ateş"  sözcüğü, temel anlamıyla düşünüldüğünde "bir nesnenin etrafa ısı ve ışık yayarak yanması" biçiminde açıklanabilir, temel anlamı somuttur.

ü       Gençler, kumsalda büyük bir ateş yakmışlardı.               (Temel anlam)

ü       Hastanın ateşi sabaha kadar düşmüştü.                         (Somut yan anlam)

ü       Şu yağan kar bile yüreğimdeki ateşi söndüremez.           (Soyut mecaz anlam)

Yan Anlam :

Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir. Örnek :

ü       Çocuk kapıyı sessizce açtı.                       (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)

ü       Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş

                                                                       veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)

ü       Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)

ü       Annem çok güzel baklava açar.       (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)

ü       Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı.   (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

Sözcüklerin Yan Anlamlarıyla İlgili Dikkat Edilecek Noktalar :

ü       Her sözcüğün genel olarak tek temel anlamı varken, birden çok yan anlamı olabilir.

ü       Bir sözcük, temel ya da yan anlamı verecek biçimde kullanıldığında gerçek anlamıyla kullanılmış olur. O halde gerçek anlam, hem temel hem de yan anlamı kapsayan genel bir addır.

ü       Yan anlamların bir bölümü mecazsız, somut anlam taşırken (ölü yan anlam) bir bölümü de mecazlı, soyut anlam taşır.

Mecaz Anlam :

Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam, Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır. Örnek :

ü       Müşteriden para sızdırmak için elinden geleni yapardı.

ü       Satıcının o ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.

ü       Bugünlerde havasından yanına varılmıyor.

ü       Bu hayırsız evlat için insan kendisini ateşe atar mı?

Sözcüklerin Terim Anlamı : Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :

ü       Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelim

             Toplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.

ü       Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş.

      Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.

İkilemeler : Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri  birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.

İkilemelerin anlamsal özellikleri şöyle sıralanabilir:

ü       Anlamı güçlendirip pekiştirmek, anlamı abartmak. Örnek :

Güzel mi güzel kız

Demet demet çiçek

Çuval çuval fındık

Çıtır çıtır simit

Ağlaya sızlaya bir hal olmak

Güle güle ölmek

Varını yoğunu ortaya çıkartmak

ü       "Şöyle böyle, yaklaşık olma" anlamı vermek. Örnek :

İyi kötü (bilmek)

Aşağı yukarı (anlamak)

Hemen hemen (bitirmek)

İkilemelerin Kuruluş (Yapılış) Özellikleri :

ü       Aynı sözcüğün tekrarıyla oluşan ikilemeler. Örnek :

İri iri  -  Koca koca  -  Yavaş yavaş  -  Uslu uslu

ü       Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla oluşanlar. Örnek :

Börek çörek  -  Derli toplu  -  Sorgu sual  -  Doğru dürüst  -  Sağ salim

ü       Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşanlar. Örnek :

Çalı çırpı  -  Konu komşu  -  Yırtık pırtık  -  Eğri büğrü

ü       Her ikisi de anlamsız sözcüklerin yan yana gelmesiyle oluşanlar. Örnek :

Ivır zıvır  -  Abur cubur  -  Eciş bücüş  -  Dangıl dungul

ü       Karşıt anlamlı sözcüklerden oluşanlar. Örnek :

İyi kötü  -  Er geç  -  Düşe kalka  -  İleri geri

ü       Yansıma sözcüklerin tekrarlanmasıyla oluşanlar. Örnek :

Vızır vızır  -  Şırıl şırıl  -  Tıkır tıkır  -  Horul horul

UYARI

İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemelerin arasına virgül işareti KONULMAZ.

Deyim Anlamı :

Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek :

ü       İçine ateş düşmek

ü       Pabucu dama atılmak

ü       Yüreği ağzına gelmek

ü       İki gözü iki çeşme

Deyimlerin Özellikleri

ü       Deyimler, kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez ve bir sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :

Sözgelimi "Ayıkla pirincin taşını" yerine "Seç pirincin taşını" denmez ya da "Pirincin taşını ayıkla" gibi deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez.

ü       Deyimler, değişik kip ve kişi ekleriyle çekime girebilirler. Örnek :

   Kendini naza çek(mek)

   Kendini naza çek(iyor)

   Kendimi naza çek(tim)

   Kendilerini naza çek(erler)

 

ü       Deyimi oluşturan sözcüklerin arasına başka söz grupları girebilir. Bu tip kullanımlarda deyim gözden kaçırılmamalıdır. Örnek :

                           Gözü vitrinde duran kırmızı elbiseye takıldı.

ü       Deyimler genel kural bildirmez, yol gösterip öğüt vermez. Yalnızca bir durumu en kısa yoldan ve en etkili bir biçimde anlatmaya yarar. Deyim, bu yönüyle atasözünden ayrılır. Örnek :

İşleyen demir ışıldar.

Akacak kan damarda durmaz      Atasözüdür, kural bildirir.

Mum dibine ışık vermez.

Armut piş, ağzıma düş.

Ne kokar, ne bulaşır.                   Deyimdir, kural bildirmez.

Atı alan Üsküdar'ı geçti.

Deyimler Anlamları ve Kuruluşları (Biçimleri) yönünden iki gurupta incelenir.

Anlamlarına Göre Deyimler

ü       Gerçek Anlamlı Deyimler

Bazı deyimlerde  sözcükler gerçek anlamlıdır. Deyimin iletmek istediği durumu, deyimi oluşturan sözcüklerin anlamlarıyla düşünürüz. Bu tür deyimlerde anlatım güzelliği düşünülmez. Bunlar, Bir kavramı belirtir. Örnek :

Alan razı satan razı  -  Ne var ne yok?  -  Olur şey değil!  -  Nerde akşam orda sabah.

İsmi var cismi yok  -  Yükte hafif pahada ağır.

ü       Mecaz Anlamlı Deyimler

Deyimlerde genel olarak deyimi oluşturan sözcüklerin çoğu ya da tümü gerçek anlamından uzaklaşarak tamamen farklı bir durumu ya da kavramı anlatmak üzere kullanılır. Dilimizde deyimler genel olarak mecaz anlam taşır.

Yapılarına (Biçimlenişlerine Göre) Deyimler

Deyimler kalıplaşmıştır. Belli bir söyleyiş biçimi kazanmışlardır. Bir deyimin söylenişi her yerde  aynıdır. Hem biçimce hem anlamca son söyleyiş biçimini almışlardır.

ü       Kimi deyimler yargı (cümle) biçiminde ya da ikili yargılı olarak kurulmuştur. Örnek :

Atı alan Üsküdar'ı geçti.

Hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya aşık olur.

Hem suçlu hem güçlü

Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye

ü       Kimi deyimler öykücük ya da konuşma biçimindedir. Örnek :

Deveye, "Boynun eğri" demişler, "Nerem doğru ki!" demiş.

Tencere dibin kara

Seninki benden kara

ü       Deyimler genel olarak mastar biçimindedir. Örnek :

Gönül koymak  -  İçi burkulmak  -  Kapı dışarı etmek  -  Muradına ermek  -  Ödü patlamak

Öküzün altında buzağı aramak

 

ü       Bazı deyimler, sözcük öbeği (tamlama) biçiminde kalıplaşmıştır. Örnek :

Kara çalı  -  Püsküllü bela  -  Para canlısı  -  Para babası  -  Elinin körü  -  Ömür törpüsü

ü       Deyimler, genel olarak birden çok sözcüğün kalıplaşmasından oluşur. Ancak tek sözcükten oluşan deyimler de vardır. Örnek :

Akşamcı  -  gedikli  -  kılkuyruk  -  kaşarlanmış

ü       Kimi deyimler ise ikileme biçiminde kurulurlar. Örnek :

Abur cubur  -  Açık saçık  -  Ağır aksak  -  Ak pak  -  Apar topar  -  Az çok  -  Bata çıka

Atasözleri : Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.

Atasözlerinin Biçim Özellikleri :

ü       Deyimler gibi atasözleri de kalıplaşmıştır. Sözcüklerin yerleri değiştirilmez ve bir sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :

Ak akçe kara gün içindir.  -  Kız beşikte, çeyiz sandıkta.

ü       Atas

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !